• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/semskiasireti
  • https://www.twitter.com/semski_asireti

SONSUZA KADAR BARIŞ, BİRLİK VE KARDEŞLİK İÇİN EL ELE

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi18
Bugün Toplam1460
Toplam Ziyaret15277689
ŞEMS KİMDİR
ŞEMSKANLILARIN TARİHİ
BÜYÜKLERİMİZ
DRAMATİK HAYATLAR
SİTEMİZİ BEĞENİN
Saat
Title of the document

1

MİKAİLİ AŞİRETİ

Mikaililer  Süleymani aşiretler gurubundan olan ünlü Caf aşiretinin bir koludur. İlk dönemlerinde Kuzey Irak,Bağdat ve mahabat  yörelerinde göçebe hayatı yaşayan bir aşiret olarak  tanınır.

Bu büyük aşiretin göçebe gurupları Kışı Xelikan yöresindeki yüksek yerlerler ile Şirvan nehrinin  güney kıyılarına kadar uzanan Kızılribat bölgesinde geçirirler.

İlkbaharda ise Şehresor'a gelir ve oradan da Pencewin yolunu takip ederek İran topraklarındaki Sine(Sinendec) cıvarına yerleşirler. hayvanlarını otlatarak Şehrizur sahrasına gelirler; orada bir ay kadar eğlendikten sonra İran’da Senendic toprağına gidip güz mevsimine kadar kalırlar. Güz başlarında yine Şehrizur’a, oradan da tekrar muhtelif yerlerdeki kışlaklarına geri dönerler.(M.HURŞİD, 237)

Muhammed  Zeki Emin Beg verdiği bilgilere gore Mikalililer  1931 yılı verilerine göre 2000  aileden oluşmaktaydı.

Mikaililer  gibi Caf aşiretinden ayrılan diğer aşiretler  şunlardır.Kubat, Babacani, Weledbeg, Enaxi,Emani, Darwaş, Dıléteze, Mirbegi,Dıt!yri,Namdarbegi, Tayşe, Kadirveysi,Nayrizi, ve şerefbiyani oymaklarıdır. bu oymakların hepsi bir birinden bağımsızdırlar. Şafii mezhebine bağlıdırlar.

Mikaililer Türkiyede Muş Bulanık ilçesi Örenkend(Eski İsmi Xerabeşehir.Bu Köyde Mala Şewéş oldukça köklu ve etkin  bir ailedir), Bulanık Merkezi Van, Ağrı ,Doğubeyazıt ve Batı Anadoluda Adapazarı merkezde, Ankara Haymana ve Polatlı ilçelerinde yaşarlar.Taşlıçay Aydın Bitlisin tatvan ilçesi  ve  Bursada yaşayan aileler mevcuttur.

Ankara  Polatlı(İnler Köyü) ,Haymana ve Kırşehir’in bazı köylerine  1780 yılında sürüldüğü ifade edilse de inler köyü kabristanındaki mezar taşlarında   mikalili olupta 1750  yılında vefat eden şahısların bilgisine rastlanmıştır. Hatta  en eski taşlardan birinde, Mikaili aşireti hanedanından Hacı İbrahimzade Osman Efendi’nin 1868 yılında vefat ettiği yazılıdır. Hacı Osman Efendinin dedesinin vefat yılı ise 1842'dir. Bazı Kaynaklar Haymana ilçesindeki kürt reislerinden Mikailili Ali Şir Bey’in Haymana  İlçe İdare Merkezinin azası olduğunu Ancak Kanunsuz  ve halka zulme dayanan hareketlerinden dolayı halkın  o dönemde vermiş olduğu şikayet arzuhali dilekçelerinden anlaşılmıştır.

Mikaililer Hamidiye Alaylarında fiilen katılmışlardır. Alaylara Karakilise ve Diyadin  bölgesinden  175 suvari ve 325 Piyadeden müteşekkil 500 kişilik destek vermişleridir. Ayrıca Mikalililerin  temelini attığı Polatlının inler köyünün de 1921 Yılındaki  Sakarya savaşına  tüm köy halkı olarak  tam tekmil katılmışlardır. Atatürkün söz konusu savaşta kaburgasından yaralandığı ve bu köye tedavi edildiği  rivayet edilmektedir.

Bir başka Fransız araştırmacısı olan Vital Cuinet 1890-1894 yılları arasında birkaç ciltten oluşan Asya Türkiyesi adlı dev bir araştırma kaleme aldı. Bu çalışmasının birinci cildinde Mikalililerin  göçebe hayatı bırakıp yerleşik hayata geçtiklerini, tarım  ve hayvancılığın  bu aşiretin temel geçim kaynağı olduğunu yazar.

HAMİDİYE ALAYLARINDA MİKAİLİLER


 

Sultan Abdulhamit'in Kurmuş olduğu  Hamidiye Alaylarında Mikaililer 500  kişi ile Fiilen katkı vermişlerdir. Mikaililerin bu alaylara vermiş olduğu asker sayısı ve bölgesel dağılımı aşağıda verildiği şekilde olmuştur.

Aşiret İsmi             

Mikaili

Görev Bölgesi

Karakilise, Diyadin

Süvari  

   175

Piyade  

   325

Toplam 

   500

 

 

Mikaili aşiretinin yetiştirdiği en büyük şahsiyetlerden biride Nakşibendi tarikatını Hindistandan Bağdata getiren Ünlü Mevlana Halidi Bağdadi veya diğer adı ile Mevlana Halid-i Kürdidir.

KISACA  MİKAİLİ AŞİRETİNDEN MEVLANA HALİD-BAĞDADİYİ TANIYALIM:


Mevlana Halid-i Bağdadinin Türbesi

Mevlana Halid-i Bağdadi, 1770-1827 yılları arasında Bağdat’ta yaşamış ve Kadiri dergahında eğitim görmüş bir Mevlevi’dir. Bağdadi, “Abdülkadir Geylani”nin el verdiği bir kimse olarak da bilinmektedir. Bu özelliği ile Halidilik ve Geylanilik, Müslümanlık’ta birbiriyle bağıntılı bir tarikat gibi görünmüştür. Ancak, daha sonra, Hazreti Hızır’dan ders aldığını ve onunla “Alemleri, ilahi katları birlikte gezerek öğrendiğini” bildiren Bağdadi, bir tarikat olmayan, ancak bir bilim ve sevgi birliği olarak tanımlanabilecek “Halidi Öğretisi” ileGeylanilik’ten ayrılmıştır.

Bağdadi ve Halidilik tarikatı ile ilgili olarak dilimizde yayınlanmış olan üç eser biliyoruz:                                                Bunlar, “Halidiye Risalesi”, “Mecd-i Talid” (Büyük Doğuş) ve“Şemsü’s Şümus” (Güneşler Güneşi) isimli eserlerdir (K43). Yakup Çiçek tarafından dilimize çevrilen bu eserlerde, Bağdadi’nin doğum tarihi, Hicri 1190 (Miladi 1776) ve Hicri 1193 (Miladi 1779) olarak verilmiştir. Ölüm tarihi ise, Hicri 1242 (Miladi 1827) dir. Bağdadi’nin yaşam öyküsünü, söz konusu eserlerden aktararak kısaca sunuyoruz:

Bağdadi, Irak’ta, Süleymaniye’ye sekiz kilometre uzaklıktaki Karadağ kasabasında doğmuş ve orada büyümüştür. Zamanın ünlü hoca ve alimlerinden eğitim görmüş, Arapça ve Farsça nazım ve nesirdeki üstünlüğü ile en önde gelen belagat alimleri seviyesine yükselmiştir. Daha sonra, eğitimi için uzak yerlere giderek, oralarda ilmini daha yüksek mertebelere çıkarmıştır.

Bağdadi, tanınan ve takdir edilen ilmi kişiliğinin yanısıra, üstün ahlak ve “takva”sı ile de her zaman dikkati çeken bir özelliğe sahipti. “Ledunni” (kaynağı Kur’an’da gizli) bilimlere son derece vakıf olup, bu konularda o zamanın ileri gelen üstadlarından da daha ileri bir derecede bulunmaktaydı. Üstün bir zekaya, güçlü bir hafızaya ve derin bir anlayışa sahipti. Bununla birlikte, hocalarına karşı kendini küçük ve aciz gösterir; bildiği halde bilmeyen bir kimse gibi davranırdı. Bu, bir anlamda, yaptığı hayrı, iyiliği duyurmak istemeyen; ancak, yaptığı menfi bir hareketi de gizlemeye çalışmayan kimse anlamına gelen “Melami” davranışıydı. Herkes tarafından sevilen, pek sabırlı, kanaatkar ve pek muhterem bir kişiydi. Daima ruhani bir cezbe, ağlama ve tefekkür halinde bulunan Bağdadi Hazretleri, manen kemale ermiş üstün bir kişiliğe sahipti.

Bağdadi’nin, Hicri 1220 yılında Medine-i Münevvere’yi ziyareti sırasında başından geçen ilginç bir olayı kendi ağzından dinleyelim:

“Medine-i Münevvere’de, “salih”lerden biri ile karşılaşıp, özellikle irşadım konusunda faydalanmak istiyordum. Bir gün, Yemenli, “istikamet sahibi”, alim ve amil bir zatla karşılaştım. Hiç bir şey bilmeyen bir kişinin, büyük bir alimden nasihat istemesindeki tavrını takınarak, bana öğüt vermesini talep ettim. Bir çok nasihatte bulundu ve sonunda şöyle dedi: “Mekke-i Mükerreme’de, zahiri görünüşü şeriata ters düşse bile, gördüğün her şeye hemen karşı çıkmaya kalkışma”. Mekke-i Mükerreme’ye vardığımda, bir cuma günü, bir deve kurban eden kişinin eciri kadar sevaba nail olmak için, Mescid-i Haram’a erkenden geldim. Kabe’ye karşı oturup “Delail” okumaya başladım. Bu sırada, siyah sakallı, gösterişsiz, basit bir kıyafet giymiş bir adamın geldiğini ve sırtını Kabe’nin duvarına dayayıp, yüzünü bana çevirdiğini gördüm. İçimden, “Bu adam Kabe’ye karşı edep dışı davranıyor” diye düşündüm. Bu düşüncemin akabinde, o adam bana şunları söyledi: “Be adam! Sen bilmiyormusun, Allah katında mümine hürmet, Kabe’ye hürmetten daha üstündür. Tutup da, benim Kabe’ye sırtımı dönüp, yüzümü sana çevirmeme itiraz ediyorsun. Hem sen Medine’de yapılan nasihati ne çabuk unuttun”. Bu sözler üzerine, onun kesinlikle büyük bir “veli” olduğunu anladım ve hemen ellerine kapandım. Özür dileyerek beni irşad etmesini istedim. O da, “Senin irşadın bu diyarda değildir” deyip, eliyle Hindistan tarafını işaret etti. “Sana bu yönden işaret gelecektir ve irşadın orada olacaktır” diyerek sözünü tamamladı.”

Bağdadi, bu olaydan dört yıl sonra, Hicri 1224 yılında Hindistan’ın Cihanabad şehrine giderek, orada Şeyh Abdullah Dehlevi Hazretleri’nin mürşidliğinde Nakşibendi tarikatının eğitimine girer. Orada bir yıl kadar kaldıktan sonra, Şeyh Hazretleri, ona, “velayeti ikmal ettiğini”, dirayet ve tam bir vukufla “sülukunu” tamamladığını bildirir ve “irşad icazeti”verir. Hilafetin en üst derecesi olan “Hilafet-i Temme” ile onu beş tarikatta halife yapar. Bu tarikatlar, Nakşibendi, Kadiri, Sühreverdi, Kübrevi ve Çeşti’dir. Dönüşünde, Şeyh Hazretleri onunla birlikte yedi kilometre yürüyerek Bağdadi’yi yolcu eder. Bağdadi, seyahat ettiği beş gün süresince, yemez, içmez; vaktini sadece ibadet ve zikirle geçirir. Beşinci gün, Şiraz yakınlarındaki bir limandan İsfahan’a geçer. Uğradığı her yerde, insanları hidayete davet eder. Hemedan ve Semedüc’e gelir. Senedüc’de kaldığı süre içinde,matematik, geometri, astronomi ve coğrafya tahsil eder. Hicri 1226’da, nihayet Süleymaniye’ye ulaşır. Bundan iki yıl sonra, Hicri 1228 yılında Bağdat’a yerleşen Bağdadi, burada on yıl kadar kaldıktan sonra, Hicri 1238 yılında, müridleri, “etraf-ı iyali” ve halifeleriyle birlikte Şam’a yerleşir. Kaldığı her yerde, kalabalık insan gruplarının izdihamı içersinde, bir çok alim ve emir onu ziyarete gelir. Gelenleri, tefsir, hadis, tasavvuf, fıkıh ve çeşitli ilmi konularda yetiştirmeye çalışır, irşad eder. Kudüs, Halep ve Irak’ın tamamı, özellikleBağdat, Basra, Kerkük, Erbil, İmadiye ve Cezire bölgeleri; Güneydoğu Anadolu, özellikle Mardin, Gaziantep, Urfa ve Diyarbakır bölgeleri; ayrıca, Hindistan, Afganistan, Maveraünnehir, Mısır, Amman ve Mağrip (Batı ülkeleri) halkından pek çok kimse onun müridi olmuşlardır.

Mevlana Halid-i Bağdadi, Hicri 1242 (Miladi 1827) yılında, “Zilkade”nin 14. Cuma gecesi, Taun hastalığından vefat etmiştir. Kabri, Şam’da, Salihiye’de olup, Müslümanlar’ın ziyaretine açıktır.(Kaynak:www.hanifislam.com)

Hazırlayan:MEMEDÊ KAZIM

www.semskiasireti.com

Araştırmalarımız sürüyor. İlaveler yapılacaktır.


UYARI: Bu sitedeki bütün materyallerin her hakkı saklıdır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz ve kopyalamak suretiyle elektronik ortamda kullanılamaz ve kitaplaştırılamaz.

Not:Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan www.semskiasireti.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz...




BU SAYFA İÇİN YAPILAN YORUMLAR


Dr Mikaili tarafından sitenizde bir habere yorum yapıldı.

Email : drfyildiz@hotmail.de
Başlık : Anadoludaki Mikaililerin gelis tarihleri
Yorum: Selamünaleyküm... Yaziniz icin elinize emeginize saglik. müsaadenizle iyi bildigimi düsündügüm konuda bazi düzeltmeler de bulunmak istiyorum; Mikaililerin 1855 de geldigi tarih kesinlikle hic bir gercege uymamaktadir .Köyümüz mezarligindaki dedemin dedesi olan Haciibrahimzade Haci Osman Efendi ,nin vefat tarihi 1868 .dir burada yazdiginiz 1799 ancak dogum tarihi olabilir ,ki kaynagi Tarih Icinde Polatli kitabidir .ve de tasi yanlis okumustur. H.Osman Efendi nin dedesinin mezarida köydedir ve de 1841 de vefat ettigi yazilidir. Köy camisi de yine H.Osman Efendi tarafindan 1842 de yapilmistir. Asiret de bizim verilerimize göre 1780 lerde Polatli Haymana civarina varmistir. Zirki ,Rutan, Baziki ve Canbeglerle beraber buraya göcetmislerdir. Ben 8 .ci nesilim. Saygilarimla

Admin: Sayın Dr.Mikaili, Bu değerli katkılarınız için sonsuz teşekkürler




23031 kez okundu

Yorumlar

     23/12/2021 15:04

Ben de van ercişteki mikaili aşiretindenim mikaili aşiretinin reislerinden şeviş ağanın torunuyum mikaili hakkında detaylı bilgi edinmek isterim 05305858120
Misafir - Hasan macit

Mikaili Aşirati     30/08/2021 20:10

Van ercite kalıyorum Bende Mikaili aşiretindenim Ercişin Mikali aşiretinin Ağalığını Dedem Şeviş Ağa Yönetirdi
Misafir - Habip

Mikaila ailesi      31/05/2020 22:31

Diyarbakır’dan sevgiler. Büyüklerimiz dyarbakırın Lice ilçesinden 100/150 yıl önce diyarbakıra göçmüşler konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunmak isteyenler yazabilir. sadikerdogann@gmail.com
Misafir - Sadık

mikaili     05/07/2019 11:28

eksik bilgiler ve anlatımlar dolu! Kürdistanda ki Mikaillilerin Erciş ve Yöresinin Miri Evdi beg ve Ağrı Kolunun Beyi İbrahim beydir geriside hikayedir ;-)
Misafir - Mir Evdi beg

     23/10/2018 13:46

tamamda kardeşim makale güzel güzelde bu suvari alayının bi reisi yok muydu bi komutanı yok muydu bu insanlar alayda başı boş muydu ondan neden bahsetmemişsin ???????? yazıyı kaleme alıyorsun ama yarım yamalak.. bi cevap yazarsan sevinirim.
Misafir - FERİDUN

Unutulan ya da bilinmeyenler     20/02/2018 17:16

1800'lü yıllarda Erciş'te yaşayan mikaili ağası evdi ağa var. Erciş ve yöredeki bütün mikaililerin ağalığını yapmıştır. Not: ben mikaili değilim ama evdi ağa olmadan Van ve yöresindeki mikailileri kimse bilmez.
Hakan Demir

     09/01/2017 10:21

polatli nın Karabenli koyundenim camimizin tadilatinda bu cami 1500 yilinda kürt Mustafa tarafindan yaptirilmistir yaziyordu.
Misafir - yafss tasci

aslim     07/10/2016 00:12

slm ben aksaray akin koyundennim benim atlarimin asli bize ulasan soylemlerden bizim aslimiz mikayilogllari deniyormus hep merak etim bizler nerden geldik veya arkabalarmiz varmi
Misafir - emin

     20/04/2016 13:11

Türkiyede muş,van etkili olan mehmet ağadır olümünden sonra şewiş ağa gelmiştir .
Misafir - hayal

Mikail oğulları      13/02/2016 01:59

Özür dileyerek bir şey öğrenmek istiyorum Mikaili aşireti ile mikailoğulları aynı mı farklı mı ? Mail adresi ile beni bilgilendirirseniz çok memnun olurum . Soy ağacım araştırıyorum ve ailemin Mikailogullari na dayandığını tespit ettim
Misafir - Sefa türkan

Mikail     31/05/2015 00:59

Öncelikle emeği geçenlere teşekkür ediyorum,ben hamidiye alayı komutanı İbrahim ağanın(broye sor)torunuyum bizde Ağrı da yaşıyoruz ağrı 20 tane mikaili köyü bulunmaktadır yorum yapan kardeşlerimle tanışmak isterim bunu için bir sosyal ağ kullanabiliriz
Misafir - HASAN

bazı yanlışlar var     31/03/2015 00:34

hamidiye alayı diyorsun bu alayın bi komutanı yokmuydu acaba neden komutandandan bahsedilmiyor yazana diyorum bilmiyorsan öğren 9 üncü ihtiyat suvari alayı komutanı bini ibrahim ağa dırr o konuya bi açıklık getir bilip bilmeden saçma sapan şeyler paylaşmayın mıkayililer hakkında hakkı neyse hakkı paylaşınn
Misafir - Feridun

     25/01/2015 18:12

ben mikaili aşiretindenim van da yaşıyorum gencay soyadını taşıyan kardeşlerimle tanışmak isterim 05359215693
Misafir - turan gencay

slm     15/11/2014 19:48

ben mükaili aşiretindenim ne mutlu ki 5416653747
Misafir - samet

     03/09/2014 00:33

Dr mikaili ,, siz ile tanismak isterim ailemin diger fertlerini ariyorum dedemin kardeslerini . e mail ile yazisirsak sevinirim
Misafir - cemal

asiretin torunuyum     03/09/2014 00:24

bende mikail asiretindenim aramalarim bosa cikmadi ...ne güzel benim icin
Misafir - Cemal

     14/08/2014 22:06

Selamun aleykum ben van ercisteki mikaili asiretinin bir ferdiyim benim bildigim kadariyla agridan ercise goc etmisiz ama erciste bizim asiretin 10yakin koyu var asiretimizi daha detayli bir sekilde ogrenmeyi cok lsterim simdiden tskler iletisime gecmek isteyenler 05419328908
Misafir - mansur

mukaili     19/06/2014 14:56

Ben muşun bulanık ilçesinde yaşayan mukaili aşiretinin bir ferdiyim iletişime geçmek isteyen akrabalarımız beni bu numaradan arasın 05075157649 teşekkürler
Misafir - güven

MİKAİLİ     15/03/2014 00:24

BEN AŞİRETİN ANA DAMARIYIM DEDEMİZİN EVİ ŞU ANDA KÖY HOCASINA BAGISLANMISTIR BİZİM DEDEMİZDE ATATÜRK ZAMANINDA MAMAK A GÖÇ ETMİŞTİR EN FAZLA BİLDİĞİM BU VARSA AŞİRETTEN BANA ULASIP BİLGİLENDİRECEK SEVİNİRİM
Misafir - alisan öker

Mikaili     13/08/2013 23:23

Mikaili aşiretini güzel anlatmışsınız ancak çok önemli olduğunu düşündüğüm bazı gerçekleri kaçırmışsınız. Mikaili aşireti en büyük kolu ağrıdadır ve aşiretin reisi Hamidiye alayı komutanı binbaşı(sonradan kaymakamlığa terfi etmiş) İbrahim ağa(alparslan) dır. Ayrıca İbrahim ağa mikaili ile birlikte ademi aşiretini oluşturan nezoyi,hemoyi,iski,şemski yani bu aşiretlerin ortak ismi olan ademi aşiretinede reislik yapmış ve bunların resmi belgeleri bizde mevcuttur.ibrahim ağadan sonra aşiretin liderliğini 1945 lerde ağrı milletvekilliği yapmış oğlu Ahmet alparslan yapmıştır....
Misafir - Kasım

Anadoludaki Mikaililerin gelis tarihleri     26/05/2013 17:02

Selamünaleyküm... Yaziniz icin elinize emeginize saglik. müsaadenizle iyi bildigimi düsündügüm konuda bazi düzeltmeler de bulunmak istiyorum; Mikaililerin 1855 de geldigi tarih kesinlikle hic bir gercege uymamaktadir .Köyümüz mezarligindaki dedemin dedesi olan Haciibrahimzade Haci Osman Efendi ,nin vefat tarihi 1868 .dir burada yazdiginiz 1799 ancak dogum tarihi olabilir ,ki kaynagi Tarih Icinde Polatli kitabidir .ve de tasi yanlis okumustur. H.Osman Efendi nin dedesinin mezarida köydedir ve de 1841 de vefat ettigi yazilidir. Köy camisi de yine H.Osman Efendi tarafindan 1842 de yapilmistir. Asiret de bizim verilerimize göre 1780 lerde Polatli Haymana civarina varmistir. Zirki ,Rutan, Baziki ve Canbeglerle beraber buraya göcetmislerdir. Ben 8 .ci nesilim. Saygilarimla
Misafir - Dr Mikaili

.

H.Abdurrahman KEDALİ
(Bilgi, Sayfası)
DÜŞÜNDÜREN MİZAH KÖŞESİ
ŞAİR VE YAZARLAR KÖŞESİ




Site Haritası
FIKRA KÖŞESİ