• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/semskiasireti
  • https://www.twitter.com/semski_asireti

SONSUZA KADAR BARIŞ, BİRLİK VE KARDEŞLİK İÇİN EL ELE

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam342
Toplam Ziyaret3611768
ŞEMS KİMDİR
ŞEMSKANLILARIN TARİHİ
ŞEMSKANLILARIN SOY AĞACI
BÜYÜKLERİMİZ
DRAMATİK HAYATLAR
SİTEMİZİ BEĞENİN
Saat
MEMEDÊ KAZIM
semskiasireti@gmail.com
MODERN ASİMİLASYON VE ELDEN GİDEN KÜRT GENÇLİĞİ
04/11/2012

 

Gerek Abbasiler, gerek Persliler ve gerekse Osmanlılar döneminde lazım olduğunda Kürtlerden çeşitli  vaatler verilerek  veya feodal yapı desteklenerek  amaçları doğrultusunda  faydalanmışlardır. Özellikle Abbasi  ve Emeviler döneminde  Moğol ve Pers tehlikelerine karşı, Osmanlı döneminde ise Çaldıran savaşından önce İdrisi Bitlisi' nın çabaları ile Şahismail'e karşı ve  Osmanlının son zamanlarında da Sultan Abdulhamit tarafından doğu cephelerinin korunması maksadıyla Rus,İran ve Ermeni tehlikelerine karşı  oluşturulan  alaylar ile kürtlerden ziyadesi ile  yararlanılmıştır. İşleri bittikten sonra da hem dillerinin hem de varlıklarının yok sayılması politikasını da  hiç bir zaman elden bırakılmamışlardır. Zaman zaman siyaseten, zaman zaman, baskı , bazen de din kardeşliği ve benzeri politikalar izlenerek sindirme, yok sayma ve asimilasyon çalışmaları hep birinci amaçları olmuştur.Öncelikle İttihat ve Terakki Cemiyeti ve  Cumhuruiyetin ilk yıllarından  da neredeyse günümüze kadar özellikle Ulusalcı ve aşırı Milliyetçilerin yok sayma ve asimilasyon çabaları da göz ardı edilemez.Ancak   bu bahsettiğimiz dönemlerde Kürtler için ne entrika ve dolapların döndürüldüğünü artık herkes biliyor.

Bu yok sayma ve asimilasyon çalışmaları günümüzde ise daha modern yöntemlerle yapılmaktadır. Bakınız Prof. Dr. Yasin Ceylan bir makalesinde meseleyi net şekilde şöyle özetliyor;

Kürtleri Kürt kimliğinden koparmak için çeşitli yöntemler denendi. Devletçe yürütülen bu politika, önceleri Kürt diye bir kavmin olmadığı, Kürt dilinin de birkaç dilden oluşan çakma bir dil olduğu teziyle ortaya çıktı. Daha sonraları, aynı politika, Kürtlerin aslında Türk kökenli oldukları ama sonraları değişikliklere uğradıkları iddiasıyla devam etti. Şimdilerde ise bu süreç, Kürtlerin var oldukları, ancak dillerinin, sadece söz ve türkülerden ibaret olduğu ve bu dilin kanunen, “bilinmeyen bir dil” olduğu noktasına geldi. Son zamanlarda ise bu bir nevi Kürtlüğü imha politikasına, yeni bir halka eklendi: Devletin de desteğiyle, çeşitli örtgütlü sivil toplum  birimleri tarafından  gerçekleştiriliyor. Hedef, Kürteli’nde okul, dershane, Tv kanalı ve etüt merkezleri açılarak, Kürtleri İslam ve ümmet birliği adına, kimlik iddiasından vazgeçirmek, Kürt olan tüm özelliklerden soyutlamak. Tabii, nihai amaç, onları Türkleştirmek. Diğer taraftan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Kürtçeye çevrilmiş Kuranı, imam ve vaizlerin eline vererek, Kürt illerine salma projesi, bu entrikanın resmi olan versiyonudur. Diyor ve devam ediyor, Şunu belirtmek isterim ki, Kürtlere birçok şey öğretebilirsiniz, ama İslam’ı öğretemezsiniz. İslam’ı Kürtlere, Türkler öğretemeyeceği gibi, Acem ve Arap da öğretemez. Çünkü Kürtler, Müslümanlığı çok iyi bilir. İslam’a sadık kaldıkları için, ümmet kardeşliği için, ulus bilincinden vazgeçtiler. Bu tutumlarından dolayı çok şey de kaybettiler. Çünkü aynı ümmetin diğer kavimleri, ümmet kardeşliğini bırakıp ırk kardeşliğini çoktan seçmişlerdi. Lozan Antlaşması müzakerelerinde, Kürt konusu gündeme geldiğinde, Osmanlı’nın Millet (din) sistemi devreye sokulmuş, Kürtler ulus olma hakkından mahrum bırakılırken, fiiliyatta ulus sistemi, Osmanlı vatanında, İttihat ve Terakki’den beri uygulanıyordu. 

Cumhuriyetin kuruluşundan 80’li yıllara kadar, Diyanetin ileri gelen uleması, diplomasız ama medrese icazetli Kürt mollalardı. İmam hatip okulu mezunları, ilahiyat mezunları, ancak onlara talebe olabilirlerdi. Sarf, Nahiv, Fıkıh, Tefsir, Hadis, Belagat ve Fars dilinde onlarla rekabet etmek mümkün değildi. İlahiyat profesörlerinin bile, bu isimsiz âlimlerin evlerine gidip onlardan ders aldıklarını bilirim. İsmini hatırlayamadığım bir yabancı gözlemci, “İslam âleminde bütün din kitapları imha edilse, Kürt ulemasının hafızasındaki bilgiler, bu kaybı telafi etmeye yeter” demiştir. İşte Said Nursi! Medrese tahsilini tam olarak bitirmemesine rağmen, devrinin en önde gelen İslam âlimiydi. Onun bilgi ve hikmet derinliğine, tüm kadrolarıyla, hangi şakirdi ulaşabilmiş? Nur Risalelerinde geçen “Kürt” ve “Kürdistan” kelimelerini kaldırıp yerlerine başka kelimeler koymakla, ümmet kardeşliği yerine Türk kardeşliğini koyarak, onun davasına ihanet etmiyorlar mı? Bu kelimeler ne tür Şer’ii bir fetvayla iptal edilir? Nur hareketini siyasi bir mücadeleye çevirip siyasetin tüm kirliliklerine bulaştırmak, İslam davasına hizmet midir? Bir İslam idealistinin birinci görevi, çağımızın vebası olan ulusalcılık  milliyetçilikle mücadele etmektir. İslam dinini Kürtlere kimse öğretemez derken, Kürt medreselerini ve Kürt mollalarını kastediyorum. Medrese ve mollaların Kürt halkı üzerinde fevkalade etkisi vardı. İslami terbiye esastı. Yaşlıya ve ilim ehline saygı yaygındı. Namusluluk ve mahremiyete hürmet, bir Kürt gencinde aranan en önemli vasıftı. Kürt çocuklarına uygulanan ırkçı ve inkârcı eğitim, onları bu terbiyeden kopardı. Diğer bir faktör göçlerdir. Yerinden kopup göçmen statüsüne giren Kürt aileler, bu köklü terbiyeden de uzaklaştırıldılar. Şehirdeki eğitimi de alamayan Kürt gençleri, büyük şehirlerde, birer serseri  mayın gibi, her türlü kirli fiilin failleri haline getirildiler. Bu vahim durumun müsebbipleri kimlerdir? Kürtlerin kendileri mi, yoksa onları adam (!) etmeye çalışan efendiler mi? 

Müslüman bir Kürt’ü kendisiyle eşit görmeyen, herhangi bir sebeple, kendisini ondan üstün gören bir Türk, bir Arap, bir Acem gerçek bir Müslüman olabilir mi? İslam dininin, temel ilahi çağrısına ihtiyaç söz konusu ise, bu çağrıya muhtaç olanlar, yalnız Kürtler değildir. Türkler, Araplar ve Farslar en az Kürtler kadar bu ilahi çağrıya muhtaçtır. 

Prof.Dr.Yasin Ceylan bey'in yorumlarına ilaveten şunuda belirtmekte fayda var,Kürt gençliğinin bu şekilde heba olmasına zemin hazırlayanların bir diğer ortağı da bu gençlerin eline kan ve ateş bulaştıranlardır. Tarih bunun hesabını müsebbiplerinden soracaktır.

 



4212 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Darbeler ve Halkın İradesi - 19/07/2016
Darbeleri tarihe gömelim
DIMDIM KALESİNİN SAVUNMASINDA MUHTEŞEM BİR KAHRAMAN:EMİRHAN BRADOST - 20/11/2014
Kürtler bir yıl bu kaleyi savundular. Sonunda savunmadan vazgeçip kaleden dışarı çıktılar. Kaleyi kuşatmaya alan orduyla şiddetli bir çatışmaya girip, sonuna kadar savaştılar
Kürtler ile Diğer Müslümanlara yapılan Ermeni Katliamlarında Emperyalistlerin Rolü - 15/03/2014
Müslüman halkın evlerini ateşe verme, mallarını gasp etme, yağmalama, cami, medrese, tekke ve mektepleri yakma şeklinde gerçekleşen olaylarda,Rusların Ermenilere yardımı yanında Müslüman halkın kafalarını kılıç ile kesme, kızların namuslarını talan
Dünyanın kaderini değiştiren Derin Yahudi gücü: Rothschild ailesi ve İsrail - 21/07/2013
Dünyanın kaderini değiştiren Derin Yahudi gücü:Rothschild ailesi ve İsrail
Zerife Xatun Olayı ve Mala Kok Ağa ile Müslüman Kürtlerin Kanlı çatışmaları - 09/04/2013
Bu kültür içinde günümüzde hala anlatılan Çoban Ağa hikayesi Mala Kok Axa ve Zerife Xatun meselesi oldukça ilginç olaylar içermekteydi.
2.Adulhamit'in Aşiret Mekteplerini Kurma Amacı ve Bu Okuldan Yetişen Ünlü Kürtler - 04/02/2013
2.Adulhamit'in Aşiret Mekteplerini Kurma Amacı ve Bu Okuldan Yetişen Ünlü Kürtler
AĞRI İSYANINDA ALİCAN İLE SEYİTXANÊ KERR'İN ÇABALARI VE AKİBETLERİ - 02/01/2013
AĞRI İSYANINDA ALİCAN İLE SEYİTXANÊ KERR'İN ÇABALARI VE AKİBETLERİ
STALİN’İN SÜRGÜNE GÖNDERDİĞİ KÜRTLERİN ACILARI VE YOLDA ÖLEN 50.000 KÜRDÜN TRAJİK HİKAYESİ - 29/09/2012
1936-1946 YILLARINDA STALİN’İN SÜRGÜNE GÖNDERDİĞİ YÜZ BİNLERCE KÜRDÜN ACILARI VE HAYATINI KAYB EDEN 50.000 KİŞİNİN TRAJİK HİKAYESİ
VAN’IN YETİŞTİĞİ BÜYÜK DEĞERLER:KURDİ MUHAMMED AĞA EL –VANLI VE YÜZBAŞI HACO BEY - 12/05/2012
VAN’IN YETİŞTİĞİ BÜYÜK DEĞERLER:KURDİ MUHAMMED AĞA EL –VANLI VE YÜZBAŞI HACO BEY
 Devamı
.

H.Abdurrahman KEDALİ
(Bilgi, Sayfası)
DÜŞÜNDÜREN MİZAH KÖŞESİ
ŞAİR VE YAZARLAR KÖŞESİ




Site Haritası
FIKRA KÖŞESİ