• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/semskiasireti
  • https://plus.google.com/share?url=http%3A%2F%2Fsemskiasireti.com%2F%3FSyf%3D26%26Syz%3D1002%26%2FB%25C3%259CT%25C3%259CN-A%25C5%259E%25C4%25B0RETLER%25C4%25B0N-TAM-L%25C4%25B0STES%25C4%25B0-VE-DETAYLI-A%25C3%2587IKLAMALARI%23.UtFEtYrXtl0.google_plusone_share&t=B%C3%9CT%C3%9CN+A%C5%9E%C4%B0RETLER%C4%B0N+TAM+L%C4%B0STES%C4%B0+VE+DETAYLI+A%C3%87IKLAMALARI
  • https://www.twitter.com/semski_asireti

SONSUZA KADAR BARIŞ, BİRLİK VE KARDEŞLİK İÇİN EL ELE

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam211
Toplam Ziyaret3223793
ŞEMS KİMDİR
ŞEMSKANLILARIN TARİHİ
ŞEMSKANLILARIN SOY AĞACI
BÜYÜKLERİMİZ
DRAMATİK HAYATLAR
SİTEMİZİ BEĞENİN
Saat

YEZİDİLER

Yezidi aşiretler ile ilgili bilgi vermeden önce dilerseniz. Bu kelimenin kapsadığı mana ve anlam üzerinde durmaya çalışalım. Yezid ismi dünya üzerinde bir dini terim olarak pek fazla bilinmediği için hakkında birçok rivayetler ve hikâyeler anlatılmıştır. Bu nedenle Yezidilerin gerek dinlerinin kökeni, gerekse taşıdığı isim açısından haklarında birçok varsayım ve teori üretilmiştir. Bu varsayımları özetleyerek aktar maya çalıştım. Bazı tarih bilginleri derler ki: Yezidilik İslam dininden kopan birkaç aşiretin kurduğu veya inandığı, yine temelinin Miladi yedinci yüzyılda yaşayan Muaviyenin oğlu II. Yezid’e dayandığı bir dindir. Yezid, Emevi Devleti kralı idi.(M. 680–683) Bu mezhebi kuran adam Muhammed İbni Abdullah’ın talebesi idi. Muhammed Bin Abdullah ‘’Mezahibi Şita’’ (*) isimli eserde fikirlerini şöyle açıklar. Yezid döneminde şehit edilen Hz Hüseyin’in (R.A) bu şekilde zulmen şahadet olayı Müslümanlar tarafından çok büyütüldü. O kadar büyütüldü ki o savaşa katılan tüm askerler kâfir kabul edildi lanetlendi. Yezid’e olağanüstü derecede hakaretler yapıldı. O kadar ki, nerede ise Müslümanların %99’u bu konuda ittifak etti. Buna tepki olarak birkaç aşiret Adi Bin Müsafir’in (Allah sırrını kutlu etsin Abdulkadiri Geylaninin halifesi ve talebesi idi) başkanlığında bu aşırı akımlara karşı ilmi savunmalar yaptı. İşte bunlara bu nedenle, Yezid’i savunmalarından dolayı Yezidi, Yezid taraftarı ismi verildi. Bu mezhep önceleri saf bir tepkiden ibaretti. Daha sonra dallanıp budaklandı. Bilhassa Adi Bin Müsafir’in soyundan gelenler bu işi çığırından çıkarttı. Hatta bu adamlar kutsal kabul edildi. Böylece onlar da kendilerine göre düzdükleri bir din ortaya çıkardılar. Bilerek veya nefislerine uyarak bu halkı İslam’dan uzaklaştılar. İkinci bir grup ise şöyle bir iddiada bulundu. Bu dinin temeli Hariciler olarak bilinen

bir grubun başını çeken Yezid Bin Enisiye dayanır. Bu adam şöyle bir iddiada bulunuyordu. Allah’ın Resulu Muhammed Mustafa (Onun üzerine selam olsun) dünyaya gelmeden önce Allah Acem’den (Kürtlerden) bir peygamber gönderdi ve kendisine bir kitap verdi. İşte Yezidilik bu dindir. İsterseniz Kur’an a bakın Kuran’da bunlardan Sabiler olarak bahsediyor. İşte Yezidilik Sabiliğin bir mezhebidir, diyerek ortaya çıkıp birçok fikirler ileri sürdü. Buna istinaden kendisine inanan guruba Yezidiler dediler.

İslam tarihçilerinden Sem’ani, İbni Kuteybe ve diğerlerine göre Adi Bin Müsafir, Emevi hayranı biri idi. Hz. Muaviye’ye hakaretlere tahammül edemedi. Onun Sancar’daki, Hakkari’deki vaaz ve nasihatleri ile etrafına birçok kabile ve aşiret toplandı. Adi Bin Müsafir vaazlarında: Yezid günahkârdır. Fakat kâfir değildir. Zira o hem namaz kılar, hem oruç tutardı. Hem İstanbul’a kadar Allah adına cihada katıldı. Ama günahkâr biri idi. Fasıktı. Dine inanıyordu. Fakat kendisinin vefatından sonra müritlerinin ekserisi Mecusilikten dönme oldukları için ve İslam’ı da iyi bilmedikleri için Adi Bin Müsafirin vaazlarını çarpıtarak kendilerine göre bir din uydurdular. Bilhassa bu işin başını Müsafir’in torunları ve soyu çekti. Böylece halk bunlara Yezidi diye isim koydu.

Üçüncü bir grup tarihçi dedi ki: Bunlar İsmi Yazd-Azd olan bir şehrin halkıdır. Bu Yazd şehri İran’ın doğusunda Horasan bölgesindedir. Yazd veya Yezd kelimesinin anlamı Melik veya tanrıdır. Azdi veya ezdi ise Allah’ın kulu anlamına gelir. Bunlar kökeni eskiye dayanan bir millettir. Tarihteki isimleri Tirahiye Teryaha’dır. Adi Bin Müsafir de bu aşirettendir. Asıl ismi Müsafir Bin Ahmed Kürdi’dir. Ünlü coğrafyacı Yakut Hamevi bunlardan kitabında bahseder.

Dördüncü bir grup ulemanın iddiasına göre Yezidiler, aşiretlerin Şengal dediği İslam coğrafyacılarının Cibal dediği bölgede bulunan Dasin dağlarında yaşayan bir toplulukturlar. Bu Dasinlilerin en büyük aşireti ise Mezuri aşiretidir. Yezidilerin tamamı bu bölgeden Diyarbakır, Mardin, Turabidin (Midyat), Sa’rad gibi şehirlere dağılmışlardır. Dinleri inançları daha sonra ortaya atılmış fikirlerdir. Zira bunlar Emevilerden çok çekti.

Beşinci bir gurup bilgin dedi ki: Yezidiler aslen Irak’ta yaşayan Assur, Babil, devletlerinden kalma bir grup veya topluktur. Bunların mesela Sümerlerde ve Babil ile Asurlularda kutlanan nisanın birinci haftasındaki çarşambaya tesadüf eden günü yılbaşı bayramı olarak hala kutlamaları bunun delilidir. Bu bayrama Serisale Sersal (yılbaşı) diyorlar. Sümerler buna Ekitu, Babilliler de Sersal derlerdi. Yezidi aşiretlerde Nisanın birinci çarşambasından başlamak üzere haziranın birinci çarşambasına kadar her çarşamba mukaddestir. Babillerde de bu böyleydi. Bunlar antik bir Mezopotamya topluluğudur. Dinleri de Sümerlerden bu yana süzüle süzüle gelmiş karmaşık bir dindir. Bütün dinlerden az veya çok alıntı vardır.

Altıncı bir grup bilgin dediler ki; Yezidi inancı aslında Mısır Firavunlarının inancının bir devamıdır. Zira Mısır’da güneş kutsanır ve tapılırdı. Yezidilerde de güneş kutsanmaktadır. Firavunların diğer birçok dini inançları da bu topluluğun dini inancı ile örtüşmektedir.

Buraya kadar Yezidilerle ilgili sizlere tarihçi, felsefeci, ilahiyatçı, gibi kendi dallarında ihtisas sahibi bazı ulema gruplarının fikirlerini aktarmaya çalıştım. Sizler de öğrenmiş oldunuz ki bu aşiret hakkında birçok nazariye ileri sürülmektedir. Bölge aşiretleri bu Ezdi aşiretler arasında ayırım yapmadan hepsine birden Ezit derler. Ve Ezitlerle aralarında müthiş bir düşmanlık vardır. Ezite Çiyaye Şengale’e (Şengal Dağınin Yezidi) cümlesi artık nerede ise atasözü gibi kullanılır. Hatta bu düşmanlığın bir işareti olarak Müslüman aşiret şairleri ve müzisyenleri bir kişiyi karalayacaklarsa şöyle bir kalıplaşmış karalama şiiri düzmüşler. ‘’Germuş’un (Eskiden Urfada bir Ermeni köyü) Gâvuru, Köbani’nin (Suriyede Aynularap kazası) Fıllası,(Ermeni) Şengal’ın (Irak Sancar Dağları) Yezidi kadar vicdansız...” Aslında bu Yezidi aşiretlerin inancı reenkarnasyonu kabul etmekle Hinduizm, güneşi kutsamakla Mezopotamya halklarının dini, yıldızları kutsamakla Asurluların Sabiizm dini, (Maniler) yedi büyük melaileyi kabul etmekle İslam, velhasıl Hırıstıyanlar, Yahudiler, Mecusiler gibi tüm inançların karıştığı bir mozaik din. Mushafi Reş, (Kitabi Cilve) incelendiğinde her din ve topluluk inancının içinde bulunduğu bu din günümüzde hala devam etmektedir. Şayet bunlara Yezit Bin Muaviye’nin taraftarıdırlar demiş olsak hiçbir ibadet veya dualarında, böyle bir isim veya bu isme benzer bir kelime bulamıyoruz. Hem Yezid’e aşırı bağlılıktan ileri gelen bir grupsa ve kurucusu Arap’sa din kitapları niye Kürtçe olarak yazılmış. Mecusilik dininin devamıdır dersek ne ateşe saygıları var ne de kitaplarında Mecusi dininin kurucusu Zerdüşt’le ilgili dua, metih, salâvat, saygı amaçlı bir tek kelime var. İslam’dan kopmadır dersek... Ne İslam peygamberi, ne de İslamda kabul edilen bir tek farz bunlarda yok. Marol, balık, tavuk eti, karnabahar, bal kabağı niye haram? Sonra İbrahim peygamber(A.S), Nuh tufanı, firavun, Mekke, Kudüs, Kral Buhtunasar (Nabukadnazar) bu kültürde niçin geçiyor. Bütün bunlar bu din hakkında bir karara varmaya veya bir fikir yürütmeye engel şeyler tabii. Ama bütün bu karmaşıklığa rağmen bu dinin mensupları yüzyıllardır bu bölgede taassup derecesinde dinlerini yaşamaya devam ediyorlar. Daha öncede değindiğim gibi aşiretler din konusunda ifrat derecesinde hassas bir topluluktur. Mesela Yezidilerin bölge halklarından yemediği tokat kalmadı. 13. yüzyılda Moğollar bu halka musallat oldu. Moğolların ardından 1700-1900 yılları arasında bölgedeki aşiret beylikleri ile Osmanlı Devleti musallat oldu. Kimi zaman Lalaş Dağı’na çıkıp kurucuları kabul edilen Şeyh Adi’nin mezarını yerle bir ettiler. Kimi zaman katliamlar yaptılar. Ama günümüzde hala ayakta ve dimdik durmaları bu insanların dinlerine ne kadar taassupla bağlı olduklarının bir delilidir. Kendiside bir Kürt olan Şeyh Adi’nin doğumu 1078’dir. (158) İşte bu dinin başlangıç tarihi de bu zat ile beraberdir. Yani yeni bir din. Öyle kökenini uzak yerlerde aramanın kimseye bir faydası yok. Fakat bu dinin bu kadar uzun bir süre bağlılarınca yürütülmesi gizemli ve olağanüstü bazı hal ve hareketlerin zuhuruna bağlanabilir. Yezidi pirleri, kavalları, fakirleri (bunlar ruhban sınıfıdır.) belirli bir sırra sahip olduklarını iddia ederler. Ve bu sırları yine fiiliyata geçirmeyi başarırlar. Mesela en keskin zehirleri içerler ve ölmezler. Hatta kendisini yılan ısırıp zehirlenen Müslüman aşiret bireyleri eskiden Yezidi pirlerince tedavi edilirdi. Bunu nasıl becerirler bilemeyiz. Ama pir ve zehir ayrılmaz bir parça... Yezidilerde en büyük gösterileri zehir içmedir. Aşiret yerel tarihçileri derler ki: “Sultan Dördüncü Murad Bağdat seferine giderken Suruç ovasında askerleri ile beraber mola verir. Bu arada bölgenin aşiret reisleri bir bir gelip hem bölge ile ilgili şikâyetlerini hem de bağlılıklarını ulu sultana bildirirler. Bunun üzerine sultan bir emirle bölgede dini faaliyet gösteren ulemanın şeyhlerin de toplanmasını ve davet edilmesini ister. Naimi şeyhleri, Kösan şeyhleri, Köbani şeyhleri, Elhan şeyhleri, Ziyaret şeyhleri, Harran şeyhleri, Urfa merkez şeyhleri ileri gelenleri bir bir sultanın otağ çadırının önünde saf tutarlar. Bu arada bölgede bulunan Dunan aşireti Reşi kabilesi Yezidi pirleri de gelmiştir. Onlarında başlarında keçeden yapılmış külahları, aba tipinde koyun yününden yapılmış cübbeleri ve

ellerinde uzunca tespihleri var. Diğer saf tutup bekleyen muhterem zatlar, herhalde Yezidi taifesi de sultan tarafından davet edildi düşüncesindeler. Derken sırayla misafirler divan çadırına davet edilir. Allahın hikmetine bak ki, ilk içeri girenler Yezidi pirleri olur. Sultan önce onların seyid olup olmadığını sorar. Onlarda “biz seyid değiliz. Fakat şeyh taifesindeniz” derler. Sultan; “Nedir sizin şeyhliğinizin kerameti, Ne tür bir şeyhlik ve sofilik yaparsınız?”

Pirlerden biri cebinden bir şişe zehir çıkarıp; “Efendim biz her türlü zehri içebiliriz ve ölmeyiz. Bu Allahın bize verdiği bir nimettir. Yılan ve akrep zehirleri bize tesir etmez.” derler. Sultan hayretle korumalarından birine “bu zehir şişesini bir hayvan üzerinde dene” diye emir verir. Asker bunu acelece bir koyun üzerine dener ve geri döner. “Sultanım derhal tesirini gösterdi ve hayvan öldü.” der. Sultan zehri şeyhe iade ettikten sonra “iç bakayım ya şeyh” der ve şeyh bütün zehri sonuna kadar içer. Hatta çadırın içindeki koku o kadar sert ve rahatsız edici olur ki içerdekiler dahi baygınlık derecesinde gelirler. Fakat Yezidi pirleri dimdik ayakta durur bir şey olmaz. Bunun Üzerine Sultan kâtibe emir verip bundan sonra bunlara maaş bağlanmasını ve kendilerinden vergi alınmamasını belirten bir ferman yazdırır. Ancak dışarıda bekleyen Ulema ve şeyhler aralarında; “Yahu bu yezidi pirleri içeri girdi. Muhtemelen keramet babından zehir gösterisini sultanın önünde tekrarladılar. Kendilerinin Yezidi olduklarını da gizlediler. Bu konuda sultanı uyarmak lazımdır.” deyip Şeyh Bozan ve Şeyh Hüseyin destursuz içeri daldılar. Fakat bunun farkına varan pirler çıkmak üzere sultandan izin istediler. Şeyh Hüseyini Kösan ellerinde beratı görünce hemen devreye girip; “Sultanım bunlar Yezidi dinine mensup olup gayrimüslimdirler. Bu zehir meselesi de küçüklükten beri vücutlarını buna alıştırıp gösterdikleri bir istidracdır.” (kâfirlerden sadır olan harikulade hal) Bunun üzerine sultan beraatı yırtıp onların tutuklanmasını ve bu din hakkında bilgi toplanılmasını emreder. Bazılarına göre pirler dışarı çıkıp izlerini kaybettirdiler.

Daha bu ve benzeri birçok gizemli halleri olan bu dinin bilginleri, pirler ve kavallar, fakirler günümüzün modern çağında hala bu şekilde bir yalnızlık, inziva hayatı yaşarlar. Senede bir defa hac yapmak üzere Sancar’da Lalaş Dağı’nda toplanır. Ve hacı olurlar. Hac törenleri o kadar heyecanlı ve coşkulu olur ki o heyecana ve coşkuya kapılmamak mümkün değildir. Lalaş Dağı’nın tepelerine doğru yola çıkan hac kervanının el defleri ve kaval sesleri arasında yeşil renkli Melek’i Tavus’un sancakları göklere doğru kaldırılır. Bir yandan zılgıt sesleri bir yanda Şeyh Adi üzerine getirilen salâvat ve söylenen kasideler... Bütün haccıları coşturmaya yeter ve artar bile.

Yezidiler “siz şeytana ibadet ediyorsunuz” diyen Müslümanlara çok kızar ve bunu asla kabul etmezler. Buna büyük tepki gösterirler. “İftiradır” derler. Sadece Allah yedi büyük melek yarattıktan sonra kâinatın idaresini bu yedi meleğe teslim etmiştir. Bunların en büyüğü de Meleki Tavus’tur derler.

Müslümanlar da bu Meleki Tavus’un Şeytan olduğunu ispatlamak için olmadık iftiralarda bunuyorlar, derler. Fakat Kitab’ı Reş ve Kitabi Cilve incelendiğinde bu Meleğin hal ve hareketleri İslam’daki şeytan tanımı ile ne gariptir ki örtüşmektedir

Yezidi aşiretlerin iki adet mukaddes kitapları bulunur. Bunlardan birine Kitab’a Cilve, diğerine Mushaf’a Reş (Siyah Kitap) derler. Şimdi size Kitabı cilveden bir bölüm aktaracağım. (159)

Kitabi cilve ikinci bölüm birinci kısım

3. cümle: Melekleri yarattım. Onları her şeyiyle bir araya topladım. Ve onlara ibadet ve taate kulluk etmeye sadece ben layığım diye nasihat ettim.

4.cümle: 40.000 sene müddetle (bu nasihatlerim devam etti) Sonra Âdemi en güzel şekilde yarattım. Sonra melekleri imtihan etmek üzere Âdem’e secde etmelerini istedim. Onlara emrettim.

5. cümle: Melaikeler 40.000 önce söylediğim nasihatleri unutarak Âdem’e secde ettiler. (40.000 sene önce benden başkasına ibadet etmeyin, diye nasihat etmişti). Yalnız Meleki Tavus benim emirlerimi hatırladı ve Âdem’e secde etmedi.

6. cümle: Bizde Tavus’un bu hareketine karşı onu bütün meleklerin sultanı ve Cennette Âdem’in hocası, mürşidi (yol göstericisi ) yaptık.

7. cümle: Melek Tavus’u bütün meleklerin sultanı yaptım. Onun eliyle Levhi Mahfuzun Anahtarını selamete çıkardım.(Onun korumasına verdim) Oradaki emirleri ve yasaklarını takip eder göklerde ve yerde uygular.

Bu gün hala Şeyh Adi’nin soyundan gelen torunları pir ve fakirler bunları idare etmeye devam etmektedir. Dr. Fritiz kitabında Yezidi aşiret listesini şu şekilde vermektedir. 1- Kıleri, 2- Mexabili, 3- Maseki, 4- Davudi, 5- Reşıkan,, 6- Baravi, 7-Mendıki, 8- Balekurdi, 9- Akosi 10- Şekari, 11- Çekoni, 12- Besi, 13- Boci, 14- Yezidi, 15- Dümbülli (Zaza kısmen), 16- Buxti (kısmen), 17- Dunai (kısmen), 18- Xaldi (Halidi), 19- Mahmudi, 20- Kelyaği, 21- Sohran, 22- Dasini, 23- Şarki (6) (Kürtler Sh 56–25 ) 23- Mendoli, 24- Ba’kube, 25- Şehriban, 26- Reşvan. Bu listede geçen aşiretler 1700’lü yıllarda her ne kadar Bu dine mensup iseler de günümüzde birçoğu Müslüman’dır.

Iraklı Abbas Gazavi, 1947 tarihli Yezidi aşiret listesini şu şekilde vermektedir.

1-Bekran, 2- Berdehli, 3- Belesin, 4- Xalti, 5- Bapiri, 6- Bireyi, 7- Tazi, 8- Tırk (Türk), 9- Calıkan, 10- Cehişş, 11- Cefri, 12- Cehbani, 13- Hebabat, 14- Halıki- Xelıki, 15- Xetari, 16- Xorsekan, 17- Xesıki, 18- Daxiye, 19- Dasini, 20- Dımi-Dumulli- Dımliyan, 21- Reşıkan, 22- Robneşti, 23- Zilekan, 24- Samavvaka, 25- Şehvan, 26- Şeyxan, 27-So’an, 28- Übeydi, 29- Azoyi, 30- Fakra, 31- Kaidi, 32- Kiceka, 33- Kiran, 34- Kibari, 35-Mamosi, 36- Meskur, 37- Mendikan, 38-Musesan, 39- Mehirkan, 40- Hereki, 41- Hesıkan, 42- Hekari, 43-Huberi (160)

Suriye Afrin bölgesinde, Kürt Dağı civarında geniş bir Yezidi aşireti 1516’lardan bu yana yaşamaktadır (161) Van, Musul, Sancar, Hakkâri ve daha birçok yere dağıldıkları bilinmektedir. Fakat çoğu kısaca Yezidi olarak bilinir. Aşiret isimleri yoktur.

 

 

RUHAVİ


Yorumlar - Yorum Yaz


.

H.Abdurrahman KEDALİ
(Bilgi, Sayfası)
DÜŞÜNDÜREN MİZAH KÖŞESİ
ŞAİR VE YAZARLAR KÖŞESİ




Site Haritası
FIKRA KÖŞESİ