• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/semskiasireti
  • https://www.twitter.com/semski_asireti

SONSUZA KADAR BARIŞ, BİRLİK VE KARDEŞLİK İÇİN EL ELE

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi18
Bugün Toplam2329
Toplam Ziyaret15290108
ŞEMS KİMDİR
ŞEMSKANLILARIN TARİHİ
BÜYÜKLERİMİZ
DRAMATİK HAYATLAR
SİTEMİZİ BEĞENİN
Saat
Title of the document

1

AHMET KAYA HAKKINDAKİ HABERİ OKUDUKTAN SONRA YORUMUNU SİZ YAPIN

Ahmet Kaya'nın Türkiye'den gitmesine neden olan linç kampanyasının
bayraktarlığını yapan ve 'Vay şerefsiz' manşetini attıran Hürriyet yazarı
Ertuğrul Özkök, yıllar sonra Ahmet Kaya'nın mezarını ziyaret
ederek günah çıkardı.

Paris'in Père Lachaise
Mezarlığı'nda bulunan Ahmet Kaya'nın kabrini ziyaret eden Özkök, bugünkü
köşesini de bu konuya
ayırdı. Yazısında "Helalleşmek istedim ama artık mümkün
değildi." diyen Özkök, kendisi eleştirecekler için de linç kampanyasının
bayraktarlığını kendisinin yaptığını unutmuş olsa gerek,
"Taşlanacaksam eğer, ilk taşı, hiç
manşet günahı olmayan atsın." dedi.

 

Özkök'ün yıllar sonra
yaptığı bu mezar ziyareti, bir dönemler Türkiye'nin gündemini belirleyen ancak
şimdi yazıları dahi okunmayan Özkök'ün, yeniden gündeme gelme çabası olarak
yorumlandı. Özkök geçtiğimiz haftalarda da Ayşe Arman'a başörtülüler ve
müzlümanlar hakkında da sivri çıkışlar yapmıştı.

 

İşte Özkök'ün
Ahmet Kaya'nın mezarını ziyaret ettiğini anlattığı o
yazısı...

 

Helalleşme

Mezarlığın kapısındaki
çiçekçiden iki kırmızı gül alırken son 48 saatimi düşündüm. Londra’da
Barcelona-Manchester United maçını seyretmiştim. Eurostar hızlı treniyle Manş
Denizi’nin altından geçerken, iPod’umda en sevdiğim müzikleri
dinlemiştim.

Kim bilir kaçıncı defa Dante okuyordum. Arkamda uzunca bir
hayat vardı ve kendimle hesaplaşıyordum. Hesabını verdiklerim vardı,
veremediklerim de... Bir gün sonra o mezarlığa gidecektim ve kararımı işte
orada, Manş Denizi’nin altında verdim...

Üç
hafta önce pazartesi günüydü.
Yıllarca yaşadığım Paris’i hiç bu kadar güzel
görmemiştim.
TRT Türk kanalı Edith Piaf’ın şehrini anlatan bir programın
sunucusu olmamı istemişti.
Programın bir bölümü Pere Lachaise mezarlığında,
onun mezarının başında çekilecekti..
Çekim için izin alınması
gerekiyordu.
Programın yapımcısı Serhat Akinan’ı aradım ve “Ahmet Kaya’nın
mezarına da gidelim” dedim.
Şaşırdı, biraz sustu ve konuştu:
“Çok iyi
yaparsınız...”

MEZARIN ÜZERİNDE KOCASININ SOYADI


Ana kapıdan girdiğimizde ilk karşılaştığımız mezarlar, gençlik
yıllarımda adlarını ve hayatlarını ezbere bildiğim efsanevi sosyalist ve
komünist liderlerinkilerdi.
Waldeck Rochet, Maurice Thorez, Georges
Marchais...
Biraz ilerde Almanca konuşan 6-7 genç önümüzü kesti ve “Edith
Piaf’ın mezarı neresi” diye sordu./_np/0488/13720488.jpg
“Biz de oraya
gidiyoruz, bizi takip edin” dedik.
Biraz sonra Edith Piaf’ın mezarının
karşısındayız.
Mütevazı sayılabilecek bir mezar.
Yanında babası ve son
kocası Theo Sarapo yatıyor.
Edith Piaf’ın soyadı da Sarapo olarak
yazılmış.
Kırmızı güllerden birini onun mezarının üzerine
bırakıyorum.
Yves Montand’a olan aşkını anlattığı ‘La Vie en Rose’ şarkısını
mırıldanıyorum.
“Beni kollarına alınca, dünyayı tozpembe görüyorum.”
Bir
kadının, erkeğine verebileceği en büyük haz bu olmalı diye düşünüyorum.
Tabii
buraya kadar gelmişken Jim Morrison’un mezarına gitmemek olmaz.
Mezarlığın o
bölümü ilaçlandığı için kapatılmış.
Ama takan kimse yok.
Hepimiz engelleri
aşıp, mezara gidiyoruz.

SIRF ONUN İÇİN CEKET GİYDİM, KRAVAT
TAKTIM


Ahmet Kaya ile kaç kere karşılaştık hatırlamıyorum. Belki
bir, belki iki.
Şarkılarını çok seviyordum.
‘Saza Niye Gelmedin’i hâlâ
dinliyor ve doyamıyorum.
Sonra aramıza o tatsız manşet girdi.
Ahmet Kaya,
bir daha Türkiye’ye dönmedi.
Karşı karşıya gelseydik, belki birbirimize
söyleyecek sözümüz olabilirdi.
Olmadı.
Mezarlığa giderken, onun için ceket
giydim, kravat taktım.
Eminim, yaşasaydı, “Bu façaya ne gerek var”
derdi.
İçimden öyle geldi.
Pere Lachaise’in öteki mezarlarıyla
karşılaştırıldığında onunki de çok mütevazı bir mezar.
Beyaz taştan
yapılmış.
Üzerinde kabartma bir portresi var.
Altında Ahmet Kaya
yazıyor.
Başında kimse yoktu ama epey çiçek vardı.
Ayak ucunda “Elveda
sevgili ülkem” yazıyordu.
O cümleyi görünce çok hüzünlendim.
Ne kadar
kızsa da, ne kadar haksızlığa uğrasa da, herkes ülkesini seviyor.
Aynı hüznü,
Berlin’de birlikte konsere gittiğim Oray Eğin’in gözlerinde gördüm.
Sürgün
kötü bir duygu.

HELALLEŞMEK İSTEDİM AMA ARTIK MÜMKÜN DEĞİLDİ/_np/0489/13720489.jpg

Kapıda
aldığım gülü, mezarın baş tarafına koydum.
Bildiğim iki dua var. Onları
okudum.
Ve onunla konuştum.
Ne söylediğimi hayatım boyunca kimseye
anlatmayacağım.
Söylenmesi gereken her şeyi söyledim.
Helalleşmek istedim
ama artık mümkün değildi.
Benim helal edilecek fazla hakkım yoktu. Onun
hakkını helal etmesini isterdim ama artık çok geçti.
İçimdeki duygu neydi?
Suçluluk mu?
Hayır...
Günah falan çıkarmak gibi bir amacım da
yoktu.
Çünkü, “Bilerek kötülük” benim lügatımda yazmıyor.
Bilmeyerek olanı
derseniz, vardır elbet.
Taşlanacaksam eğer, ilk taşı, hiç manşet günahı
olmayan atsın.
Benim duygularım böyleydi ama onun içinde başka duygular
olabilir.
Keşke, diyorum, keşke, bu konuşmayı, o yaşarken
yapabilseydim...

AYRILIRKEN EDITH PIAF’IN ŞARKISINI
MIRILDANIYORDUM


Bir arkadaşım, “Yeminli düşmanların şimdi bunu
da yanlış anlarlar” dedi.
“Hiç umurumda değil. Nasılsa bir gün anlarlar”
dedim.
Mezarın kapısından çıkarken kulaklarımda Edith Piaf’ın o harika
şarkısı vardı.
‘Je ne regrette rien’
Hayır, hiçbir şeye pişman
değilim...”
Hayat bana çok bonkör davrandı.
Çok şükrettim.
Geriye
baktığımda görüyorum ki; bazı insanlara hoyrat davranmışım.
Pişman mıyım?
Geri çevrilmesi mümkün olmayan şeylere pişman olmak neye yarar ki...
“Üzgün
müsün” diye sorarsanız; evet, çok üzgünüm.
Aklımda hep Behçet Necatigil’in
şiiri çınlıyor:
“Bekler bazı şiirler, bazı yaşları...”
Demek ki,
“Beklermiş bazı üzüntüler, bazı yaşları...”
Ben artık, işte o yaştayım.

 

 Haksız şekilde Ahmet Kaya'ya vay şerefsiz diyerek hadef haline getiren Ertuğrul Özkök'e şerefli demek doğru olurmu.. yorum sizin

rotahaber.com



4794 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
.

H.Abdurrahman KEDALİ
(Bilgi, Sayfası)
DÜŞÜNDÜREN MİZAH KÖŞESİ
ŞAİR VE YAZARLAR KÖŞESİ




Site Haritası
FIKRA KÖŞESİ