• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/semskiasireti
  • https://www.twitter.com/semski_asireti

SONSUZA KADAR BARIŞ, BİRLİK VE KARDEŞLİK İÇİN EL ELE

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam228
Toplam Ziyaret15276457
ŞEMS KİMDİR
ŞEMSKANLILARIN TARİHİ
BÜYÜKLERİMİZ
DRAMATİK HAYATLAR
SİTEMİZİ BEĞENİN
Saat
Title of the document

1

ERDOĞAN VANDA BELGELERİ AÇIKLADI

Başbakan Erdoğan Van'da düzenlenen mitingde halka şu şekilde seslendi;

En başından itibaren bizim dilimiz, samimiyet dilidir, biz size hiç bir zaman yalan söylemedik Allah'ın izniyle de söylemeyeceğiz. Biz sizinle konuşurken gönül diliyle konuşuruz, yüreğimizle, kalbimizle konuştuk biz doğuda ayrı batıda ayrı konuşanlardan olmadık. Van'da konuşup İstanbul'da bu söylediklerini yalanlayanlardan olmadık burada Van'lı Kürt kardeşlerime söz verip sonra onu Ankara'da unutanlardan olmadık. Samsun'a, Hatay'a, Tunceli'ye, Van'a ayrı dil ve üslup kullananlardan olmadık. Biz gece yastığa başımızı koyduğumuzda kendi muhasebemizi yapıyoruz, eser, hizmet olarak neler ürettik bunun muhasebesini yapıyoruz.

Benim rahmetli dedem Rize'den kalktı Sarıkamış'a vatanı savunmaya gitti rahmetli babannem hep bize onun elinde silahıyla nasıl donarak şehit olduğunu anlatırdı bunun gururunu, aşkını babannemi dinleyerek yaşardım. Van'ın bu noktada çok daha hazin hikayesi var. Sarıkamış harekatı öncesinde Van'da mevcut cephaneyi 120 tane Van'lı çocuk bu cephaneyi yürüyerek oraya teslim etme görevini üstleniyorlar. O kara kışta 120 çocuk dağ, taş aşarak Sarıkamış'a varıyorlar, geri dönerken soğuk amansız şekilde bastırıyor 22'si dışında hepsi yolda donarak şehit oluyor. Biz işte buyuz, benim Rize'li dedemle Van'lı nice kahramanlar şuanda Sarıkamış'ta toprağın altında koyun koyuna yatıyorlar. Bu bayrak hepimizin bayrağı, bu vatan hepimizin vatanı, biz aynı kıbleye dönüyoruz, bizim camilerimizden aynı ezan okunuyor. Bizim besmelemiz, fatihamız, yasinimiz bir ellerimizi semaya açıp dua ederken biz biliyoruz ki Allah konuştuğumuz dillere değil, samimiyetimize bakıyor. Öyleyse biz neden birbirimize, dilimize, etnik kökenimize hor bakalım.

3 Kasım 2002'den bugüne kadar samimiyetle kardeşliğin mücadelesi içinde olduk, yola çıkarken kardeşlik dedik, gençler ölmesin dedik samimiyetle yürekten anneler ağlamasın dedik. Elimizi, bedenimizi, yüreğimizi taşın altına koyduk, benim Kürt kardeşlerimin sorunu hepimizin sorunudur bunu çözmekle kalmadık yıllardır anlatamadığınız, sağır duvarlardan dönen meselelerinize biz el attık şimdi şurası son derece önemli; Bu ülkede 10 yıllarca yaşanan zulmün, baskının, sindirmenin, belgeleri bu belgeler. Türkiye'de 2002 yılına kadar sürdürülen inkar politikalarının belgeleri.

Belge 1

Diyor ki; Bağdat'ta Necah basımevinde Kürtçe olarak bastırılmış olan kitapın dağıtılmasının yasaklanması ve mevcutlarının toplattırılması kararlaştırılmıştır. İmza, Reis-i Cumhur, İsmet İnönü.


Belge 2

Suriye'de yapılıp yurdumuza sokulan 1763 sayılı Kürtçe plağın yurdumuza sokulması ve dağıtımının yasaklanması, mevcutlarının toplatılması kararlaştırılmıştır. İmza, Reis-i Cumhur, İsmet İnönü.

Belge 3

Süleyman Haço tarafından yazılan ve Halep'te bastırılan modern Kürt edebiyatının yasak edilmesi ve yurta sokulması yasaklaştırılmıştır ve karar alınmıştır. İmza, Reis-i Cumhur, İsmet İnönü.

Belge 4

Kürt, fukara hayır cemiyeti tarafından 1932 yılında El- Cezire'de bastırılan kitapın yurda sokulmasının yasak edilmesi ve elde edilenlerin toplattırılması kararlaştırılmıştır. İmza, Reis-i Cumhur, İsmet İnönü.

Belge 5

Ahmet'i Hani tarafından yazılan ve İstanbul'da Necmi İstikbal matbaasında basılan Mem-u Zîn eserinin yasak edilmesi ve elde edilenlerin yasak edilmesi kararlaştırılmıştır. İmza, Reis-i Cumhur, İsmet İnönü ve CHP'li bakanlar kurulu.

Sen burada Van'da hangi acıyı yaşadıysan bende İstanbul'da aynı acıyı yaşadım, bu belgeler tarihi aydınlatan belgeler değil, yaşanan dramın ve acının belgeleri. Bugün ne oldu? Mem-u Zîn kitapını Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Ankara-2010 işte bunu şimdi biz, devlet bastırdı.

İşte fark bu, samimiyet bu, işte gönülden konuşmak, paylaşmak, kucaklaşmak bu, işte helalleşmek bu. 1940'larda konan yasakların işte bugüne kadar ne ocaklar söndürdüğünü, ne acılar yaşattığını biliriz. Hapishane koridorlarında anaların kendi yavrularıyla, kendi dillerinde konuşamadıklarını biliyoruz. Peki şimdi durum ne? Bunun önünü kim açtı, biz açtık. Şuanda anaların, Kürt kardeşlerimin ağlayamadıklarını, ağıtlar yakamadıklarını biliyorum. Her köşe başında Bahçesaray'dan Van'a gelene kadar nasıl arandıklarını da biliyorum. Bu toprakların dili olsada bir konuşsa, şu hapishanelerin dili olsada yapılan zulümleri bir anlatsa. Şimdi Mem-u Zîn'i okuyabiliyormusun, Şiwan Perwer'i dinleyebiliyormusun? Televizyonda Kürtçe yayın varmıydı? Şimdi var AK Parti, yaptı bunları bağımsız olarak dolaşan arkadaşlarımızın bazıları SHP'nin içinde de bulunmuşlardır, radyolar dilediği gibi yayın yapıyor değil mi? Olağanüstü hali kaldırın bize yeter diyorlardır, kaldırdık, çekiç gücü gönderdik.

 

habervaktim.com



2370 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
.

H.Abdurrahman KEDALİ
(Bilgi, Sayfası)
DÜŞÜNDÜREN MİZAH KÖŞESİ
ŞAİR VE YAZARLAR KÖŞESİ




Site Haritası
FIKRA KÖŞESİ